Davetiyeye ve kartlara hangi söz yazılır?

Davetiyeye ve kartlara hangi söz yazılır?

14 dak okuma

Türkiye'de bu karar tek bir yerde alınır: kâğıtta. Davetiyenin en üstündeki bir iki satır neredeyse kartın parçası sayılır, törende ise sizin seçtiğiniz bir metin yoktur. Soru bu yüzden şudur: hangi cümle, hangi kartta, hangi işi yapacak? Bir takım en fazla iki üç yerde söz taşır; hepsinde taşıması gerekmez.

Hayalinizdeki düğünü mü planlıyorsunuz?

Dakikalar içinde kendi düğün web sitenizi oluşturun – LCV (RSVP) fonksiyonu, fotoğraf galerisi ve daha fazlasıyla.

Düğün web sitesini şimdi oluştur

Türkiye ile Almanca konuşulan ülkeler burada ters yönlerden gelir, İngilizce konuşulanlar ise üçüncü bir yerde durur. Resmî bir İngiliz davetiyesinde söze yer yoktur, çünkü metin baştan sona kalıptır ve kartı zaten doldurur. Almanya'da ve Avusturya'da bir Spruch hemen her karta basılır, ama o cümle çoğu zaman törende seçilmiş bir âyettir. Türkiye'de ise cümle baştan sona bir baskı kararıdır: matbaa size numaralandırılmış bir söz kataloğu uzatır ve karar orada başlar.

Devamı zanaattır: cümlenin nereye ait olduğu, baskıdan önce bir yanlış seçimi görünür kılan beş sınav, cümleyi bozmadan kısaltmanın kuralları, kaynağı doğru yazmak ve bir kart için yeten kısalıkta hukuk. Sonuncusu en sık atlanan maddedir, çünkü internette her şey serbest görünür.

1. Törende okunan söz, kâğıda basılan söz

Bu ikisi Türkiye'de birbirinden ayrıdır ve yalnızca biri gerçekten sizin kararınızdır.

  • Törende okunan metni siz seçmezsiniz. Belediyenin evlendirme dairesinde nikâh memuru kendi konuşmasını yapar, soruyu sorar ve akit iki şahitle tamamlanır; dinî nikâhta okunan dua ve âyet de yerleşik bir metindir. İngilizce konuşulan ülkelerdeki gibi çiftin önceden seçtiği, bir iki dakika süren bir okuma parçası burada yoktur. Kır düğünlerinde tören sunucusunun okuduğu bir şiir istisnadır, kural değil — ve o şiiri de çoğu zaman sunucu getirir.
  • Basılan söz tamamen sizindir. Davetiyenin üstündeki bir iki satır, katalogdan seçilir ve tek başına çalışır: kimse onu yüksek sesle okumaz, kimse tanıtmaz, ikiniz de yanında durmazsınız. Etrafındaki bilgiyle — saatlerle, adresle, isimlerle — aynı yüzeyde yarışır. Bir tören metninden çok daha kısa olması bu yüzden zorunludur.

Buradan pratik bir sonuç çıkar: sizin için asıl karar kâğıttadır ve kataloğun kendisi tuzağın da yeridir. Matbaanın listesindeki cümleler her sezon sayısız davetiyeye basılır; oradan seçilmiş bir söz tanıdık geldiği için iyi görünür — oysa tanıdık gelmesinin sebebi tam olarak budur. Katalogla başlayın, ama onunla bitirmeyin.

Almanya ya da Avusturya'da bir kilise düğününe davetliyseniz karşılaşacağınız şeyin adı Trauspruch'tur: çiftin papazla birlikte önceden seçtiği tek bir İncil âyeti. Tören sırasında okunur, sonra evliliğin peşine takılır — düğün mumunun üzerine basılır, belgeye yazılır ve genellikle bütün baskı işlerinde tekrarlanır. Ne Türkiye'de ne de İngilizce konuşulan ülkelerde bunun bir karşılığı vardır. Aynı âyeti mumda, kilise kitapçığında ve teşekkür kartında görürseniz şaşırmayın: seçilmiş tek bir cümle beş ayrı işi birden yapıyordur.

Başka her çifte de aynı derecede yakışan bir cümle, misafirlerinize sizin hakkınızda hiçbir şey söylemez.

2. Basılan söz nereye ait?

Beş yer, beş farklı iş. Aynı cümle bunlardan ikisini birden nadiren iyi yapar.

  • Davetiye. Geleneksel yeri kartın en üstü, isimlerin üzerindedir ve bunu kimse yadırgamaz. Yadırganacak olan, sözün altındaki bilgileri aşağı itmesidir: nikâh saati, düğün saati, salonun adı ve adresi tek bakışta bulunabilmelidir. Söz üç satırı geçiyorsa arka yüze ya da kapaklı kartın iç sayfasına alın. Kartın kalanının nasıl kurulduğu davetiye rehberinde anlatılıyor.
  • Tarih duyurusu. Takımın en cömert yeri, çünkü kart dört bilgi taşır ve yeri artar. Buradaki cümle aynı zamanda tonu, geri kalan her şeyden aylar önce kurar.
  • Tören programı kartı. Burada söz gerçek bir iş yapar: misafire önündeki saatin neyle ilgili olduğunu söyler. Kapakta ya da ilk iç sayfada durur ve iki sayfa sonra okunacak bir metni tekrarlamamalıdır. Etkinlik sırasında okunan tek baskı işi programdır; üzerindeki sıra da günün zaman çizelgesinden çıkmalıdır.
  • Düğün web sitesi. Söz; yol tarifinin, saatlerin ve geri dönüş formunun üstünde durur. Kâğıttakinden daha kişisel olabilir, çünkü sayfayı yalnızca davetliler görür — yine de kısa kalmalıdır, yoksa karşılama bir önsöze döner.
  • Teşekkür kartı. Bu cümle geriye bakar. Türkiye'de teşekkür kartı yerleşik bir âdet değildir; asıl teşekkür telefonla ve ziyaretle edilir, kart bunun üstüne eklenir. Eklediğinizde davetiye için seçilmiş bir başlangıç cümlesini oraya taşımayın: düğünden haftalar sonra hâlâ yanlış zaman kipindedir. Teşekkür kartları takımın son parçasıdır ve açılış değil kapanış cümlesi ister.

Menü kartı, isimlik ve yönlendirme tabelaları da zaman zaman söz taşır. Direnin: bu parçalar bir soruyu cevaplamak için vardır ve üzerlerindeki cümle cevabı geciktirir.

Zaman kazandıran kural şudur: düğün için bir söz aramayın, yer başına bir cümle arayın — ve bir iki yerin sözsüz kalmasını kabul edin. Boş bir alan bir kartta asla eksiklik gibi okunmaz. Doldurulmuş bir alan hemen okunur.

2. Basılan söz nereye ait? — Davetiyeye ve kartlara hangi söz yazılır?

3. Baskıdan önce beş sınav

Bir listede beğendiğiniz cümle henüz hiçbir şey söylemiyor. Aşağıdaki beş sınav, sonradan rahatsız edecek olanı ayıklar.

  • Değiştirme sınavı. Cümlenin üstüne tanımadığınız iki isim koyun. Onlara da aynı derecede yakışıyorsa cümle değiştirilebilir demektir — klasik bir beyitte sorun değildir, sizin gibi duyulması istenen bir satırda ise öldürücüdür.
  • Sesli okuma sınavı. Cümleyi kendi olağan ses tonunuzla yüksek sesle söyleyin. Basılıyken ağırbaşlı duran pek çok şey, söylenince ödünç alınmış gibi çıkar. Tören programına girecek her şeyde karar veren sınav budur, çünkü misafir cümleyi duyarak alır.
  • Konuşan kim sınavı. Cümlede kimin konuştuğunu bulun. İki kişiden gelen bir kartta birinci tekil şahıs anında devrilir; aşk üzerine genel geçer ders veren bir cümle ise kimseye ulaşmaz, çünkü içinde kimse yoktur.
  • Vaat sınavı. Bazı cümleler evliliğiniz hakkında ikinizin de yüksek sesle söylemeyeceği bir iddiada bulunur. Okurken içinizden yumuşatıyorsanız o cümle sizin kartınıza değil başkasınınkine aittir.
  • On yıl sınavı. Bu kartı yıllar sonra bir kutunun içinde yeniden bulacaksınız. Sade görseller ve sakin cümleler yavaş eskir; kelime oyunları ile o yılın popüler göndermeleri hızla eskir.

İki uyarı işareti bütün listenin yerini tutacak kadar güvenilirdir. Birincisi: cümleyi açıklamak zorunda kalıyorsunuz. Alıntı ile anlaşılması arasında sizin bir cümlenize ihtiyaç varsa o söz bir kartta işlemez, çünkü orada sizsiz durur. İkincisi: cümleyi bir listede buldunuz ve tanımadınız. Buna karşılık ikinizin anlaşamaması bir sorun değil bir sonuçtur — birinizin yalnızca katlandığı bir cümle sonunda her kartta ve her albümde durur.

4. Kısaltmak ve kaynağı doğru yazmak

Güzel cümlelerin çoğu bir kart için fazla uzundur. Kısaltmak serbesttir ve çoğu zaman şarttır. Birkaç hamle cümleyi kurtarır, birkaçı onu bozar.

  • Cümle başına tek imge. Metin iki benzetme taşıyorsa zayıf olanı tamamen çıkarın. Yan yana duran iki imge birbirini zayıflatır, çünkü bir karta bakan göz tek bir tasavvur kurar.
  • Önce gerekçeyi atın. Baştaki iddianın neden doğru olduğunu açıklayan, çoğu zaman “çünkü” diye başlayan kısım, kapladığı yeri neredeyse hiç hak etmez.
  • Sözcüklere dokunmayın. Kelime değiştirmek, zaman kiplerini düzeltmek, hitapları uyarlamak — bunlar alıntıyı kimsenin yazmadığı bir sürüme çevirir, üstelik altında hâlâ başkasının adı durur. Kısaltın, yeniden yazmayın.
  • Çıkardığınızı gösterin. Cümlenin ortasından kısaltıp altına bir isim yazıyorsanız boşluğa köşeli parantez içinde üç nokta girer. Bir alıntı ile birinin ne yazdığına dair bir iddia arasındaki fark budur.
  • Satırları anlama göre bölün. Bir satır, sütun bittiği yerde değil bir anlam birimi bittiği yerde biter. Kendi satır sonuna takılan bir cümle baskıda özensiz durur ve kimse sebebini hemen söyleyemez.
  • Gerçek boyutta basın. Ekranda her şey okunur. Gerçek ebatta alınmış bir prova, cümlenin hâlâ sakin durup durmadığını saniyeler içinde gösterir; bunu hangi yazı karakterlerinin kaldırdığı davetiye tipografisinde ayrıca ele alınıyor.

Kaynak cümlenin altına yazılır, içine değil. Türkçede asıl soru soyadının doğru yazılması değil, şairin hangi adla anıldığıdır: soyadı bu ülkeye 1934 Soyadı Kanunu'yla geldiği için Mevlânâ'nın da Yunus Emre'nin de soyadı yoktur; Nâzım Hikmet'in soyadı Ran'dır ama neredeyse hiç basılmaz; Cemal Süreya şairin kendi seçtiği addır. Okurun tanıdığı ad hangisiyse o yazılır, şapkaları da atılmaz ve eserin adı yalnızca kısaysa girer. Bir ismi basmadan önce atfı ikinci ve bağımsız bir kaynaktan doğrulayın; söz siteleri tam da karta çıkan noktada en güvenilmez yerdir.

Türkiye'de iki örnek durmadan tekrarlanır. “Ne olursan ol yine gel” dizesi her yerde Mevlânâ'nın adıyla basılır; oysa ne Mesnevi'de ne de Divan-ı Kebir'de böyle bir yeri vardır ve genellikle Mevlânâ doğmadan önce ölmüş olan Ebû Saîd Ebü'l-Hayr'a ait bir rubaiye dayandırılır. İkincisi Şems-i Tebrîzî imzasıyla dolaşan “aşkın kırk kuralı”dır: o kurallar Elif Şafak'ın 2009 tarihli romanı Aşk'ta yazılmıştır, tarihî Şems'in bir metninde değil — yani atıf yanlış olmakla kalmaz, metin aynı zamanda yaşayan bir yazarın korunan eseridir. Atfı ikinci bir kaynaktan doğrulayamıyorsanız cümleyi isimsiz basın: isimsiz bir cümlenin size maliyeti yoktur, yanlış bir isim ise basılı hâlde ortada duran bir iddiadır.

4. Kısaltmak ve kaynağı doğru yazmak — Davetiyeye ve kartlara hangi söz yazılır?

5. Neyi basabilirsiniz, ve zaten elinizde olan kaynak

Sözler her yerde durdukları için serbest görünür. Hukuken çoğu değildir ve basılmış bir kart, çoğaltılmış bir nüshadır.

Türkiye'de geçerli süreyi Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu koyar: bir eser, sahibinin ölümünden sonra yetmiş yıl korunur ve süre ölüm yılının bitiminden itibaren sayılır. Ahmet Haşim 1933'te öldü; dizeleri artık serbesttir. Nâzım Hikmet 1963'te öldü ve yetmiş yıllık süre 2033'ün sonunda dolar; Cemal Süreya 1990'da öldü, onunki çok daha geç. İkisi de Türkiye'de en çok davetiyeye basılan şairler arasındadır ve ikisi de korumadadır — kartların sayısı bunu değiştirmez.

Üç durum olduğundan daha serbest görünür.

  • Çeviriler. Bir çeviri, kendi süresi olan ayrı bir eserdir. Antoine de Saint-Exupéry 1944'te öldü ve Fransızca metin dünyanın büyük bölümünde serbest kaldı — ama Küçük Prens'ten kopyalayacağınız cümle bir çevirmenin eseridir, ve basacağınız şey o Türkçedir.
  • Âyet, hadis ve dua metinleri. Metnin kendisi eskidir; meâl ve çeviri değildir. Bir meâl, onu hazırlayan kurumun ya da yayınevinin eseridir; ne kadarının sorulmadan alınabileceğini ve altına hangi kaynak satırının yazılacağını yayıncının izin sayfası belirler. Nikâh davetiyelerinde en sık kullanılan Rûm sûresi âyeti bile bunun dışında değildir: âyet eskidir, seçtiğiniz meâl değildir.
  • Şarkı sözleri. En sık yapılan hata, çünkü hemen her çiftin bir şarkısı vardır. Söz metinleri neredeyse her zaman korumadadır, hakları çoğu şiirinkinden çok daha etkin biçimde takip edilir ve tek bir dize bile izin gerektirebilir; eserin hangi meslek birliği üzerinden yürüdüğünü künyesinden ya da MESAM ile MSG üzerinden sorabilirsiniz.

Kanundaki adıyla iktibas, yani alıntı serbestisi, burada sizi kurtarmaz: iktibas alınan metinle bir şey yapmanızı varsayar — incelemek, açıklamak, tartışmak — ve bir tarihin üstüne süs olarak konmuş bir cümle bunu yapmaz. Pratikte kanundan daha çok işe yarayan bir ayrım var. Tanıdığınız insanlara elden verilen basılı bir kart sorunun sessiz tarafıdır; bağlantısı olan herkesin açabildiği bir düğün web sitesi açık tarafıdır. Korunan bir cümleden vazgeçmeyecekseniz yayınevinden izin isteyin ya da sayfayı parolanın arkasına alın — ve iki durumda da yazarın adını yazın.

Bütün bunlar, zaten elinizde olan ve çoğu zaman daha iyi olan kaynakların lehine bir savdır:

  • içinizden birinin gerçekten söylediği bir cümle — bir mesajdan, teklif akşamından, ikinizin de hatırladığı bir günden
  • eski bir mektuptan ya da ailede saklanmış bir karttan alınmış bir satır
  • bir büyüğünüzün yıllardır tekrarladığı bir dua ya da temenni; iki taraf da onu anında tanır
  • nikâh masasında ya da kına gecesinde söylenmiş bir cümle: davetiye için geç kalmıştır, teşekkür kartı için tam yerindedir
  • kendi yazdığınız tek bir cümle — şiire benzemesi gerekmez, yalnızca doğru olması gerekir

Bu tür cümleler beş sınavı kendiliğinden geçer, çünkü yalnızca tek bir çifte uyarlar. Edebî durmazlar ve avantajları da budur: misafirler bulunmuş bir cümleyle getirilmiş bir cümle arasındaki farkı, adını koyamasalar bile fark eder.

Bir de tutumluluk var. Bütün takımdan geçen tek bir cümle bir motif gibi okunur; beş ayrı cümle bir yığın takvim yaprağı gibi. Aynı cümle geri dönüyorsa — tarih duyurusunda küçük, program kartının kapağında büyük, teşekkür kartının son satırı olarak — siz hiç açıklamadan akılda kalır.

İşleyen sıra şu: önce yer, sonra cümlenin orada yapacağı iş, sonra cümlenin kendisi — ve haklar sorusu dosya matbaaya gitmeden önce, sonra değil.

Her yer için en fazla iki aday alın, gerçek ebatta tek bir sayfaya dizin ve bir hafta bekletin.

O hafta sonunda hâlâ okumaktan hoşlandığınızı basın. Kalanı başkasının güzel cümlesiydi.

Hayalinizdeki düğünü mü planlıyorsunuz?

Dakikalar içinde kendi düğün web sitenizi oluşturun – LCV (RSVP) fonksiyonu, fotoğraf galerisi ve daha fazlasıyla.